Son güncelleme: 4 Ocak 2026
Hayvanlar hakkında şaşırtıcı ve hiç duymadığınız gerçekler ile onların büyüleyici dünyasındaki en sıra dışı gerçekleri bir araya getirdik. Merak uyandıran, ilginç bilgilere aşağıdan ulaşabilirsiniz.
Hiç Duymadığınız Şaşırtıcı Bilgiler
1- Bir tavuk 18 ay boyunca başsız yaşamıştır. Normalde baş kesildikten sonra sinirlerin verdiği tepkilerle oluşan çırpınmalar sadece saniyeler sürer. Ancak 1945’te ABD’de “Başsız Tavuk Mucize Mike” adı verilen bir tavuk, hayati beyin sapı zarar görmediği için aylarca yaşamayı başarmıştır.
2– Ahtapotlar doğumdan sonra ölür. Dişi ahtapot, yumurtalarını bıraktıktan sonra onları korumaya odaklanır ve bu süreçte yemeyi tamamen bırakır. Yavrular çıkana kadar açlıktan ölür; hatta bazıları kendi vücuduna zarar vererek bu süreci hızlandırır.
3– Salyangozların dişleri vardır ve sayıları sanılandan çok fazladır. Ağızlarında radula adı verilen şerit benzeri bir yapı bulunur ve bu yapı üzerinde yaklaşık 14.000 kadar mikroskobik diş yer alır.
4– Su aygırları yüzemez; suda batıp nehir tabanında yürüyerek hareket ederler. Akciğerleri olduğu için su altında nefes alamazlar, ancak nefeslerini yaklaşık beş dakika tutabilirler. Yüksek konumlu burun delikleri sayesinde vücutları su altındayken bile nefes alabilir, daldıklarında ise bu delikler otomatik olarak kapanır. Ayrıca sanılanın aksine, Afrika’nın en tehlikeli hayvanı değildirler.
5– Mürekkep balıkları, bir insanın göz kırpmasına yakın bir hızda, yaklaşık 200 milisaniyede renk değiştirebilir.
6– Mürekkep balıklarının kanı mavidir. Bunun nedeni, oksijen taşımada kullanılan ve bakır içeren hemosiyanin adlı proteindir. Memelilerde ise aynı görev demir içeren hemoglobin tarafından yapılır ve kan kırmızı görünür.
7– Orangutanlar kendi kendilerini tedavi edebilir. Endonezya’da gözlemlenen bir Sumatra orangutanı, şifalı olduğu bilinen Akar Kuning bitkisinden macun yaparak yüzündeki açık bir yarayı birkaç gün boyunca tedavi etmiş ve yaranın iyileştiği görülmüştür.
8– Alkol tüketimi sadece insanlara özgü değildir; bazı hayvanlar da sarhoş olabilir. Şempanzelerin palmiye şarabı depolarına dadandığı, Karayipler’deki vahşi vervet maymunlarının ise barlardan içki çaldığı bilinmektedir. Bu durum yalnızca primatlarla sınırlı değildir. Bohem ipekkuşu, kışın fermente olmuş üvez meyvelerini fazla tükettiğinde uçamaz, hatta düzgün yürüyemez hale gelir. Alkole en dayanıklı memelilerden biri ise Malezya ağaç faresidir. Nektarla beslenen bu küçük hayvan, doğal olarak hacimce yaklaşık %3,8 alkol içeren bir diyetle yaşar; bu da neredeyse gün boyu bira içmeye eşdeğer bir durumdur.
9– Alet yapımı ve kullanımı uzun süre yalnızca insanlara özgü sanılıyordu. Ancak 1960’ta Jane Goodall’ın şempanzelerin termit avlamak için dalları alet olarak kullandığını gözlemlemesiyle, birçok hayvanın da alet yapabildiği ortaya çıktı.
10– Dünyanın en sümüksü hayvanı yılan balığıdır. Bir saniyenin onda birinden kısa sürede yaklaşık bir litre sümük üretebilir. Bu yoğun sümük, avcıların solungaçlarını tıkayarak kaçmasını sağlar.
11– Dünyanın en tüylü hayvanı deniz samurudur. Kürkünde santimetrekare başına 100.000’den fazla tüy bulunur ve bir yetişkinin vücudunda toplamda bir milyardan fazla tüy olduğu düşünülür.
12– Bir filin hortumu on binlerce ayrı kastan oluşur ve bu sayı insan vücudundaki tüm kaslardan fazladır. Aynı zamanda dünyanın en büyük burnu kabul edilir. Filler nasıl hayvanlardır →
13– Tüylü kurbağa olarak bilinen Trichobatrachus robustus’un aslında gerçek tüyleri yoktur. Erkek kurbağalar, yanlarında ve bacaklarında kıl benzeri yapılar geliştirir. Bu yapılar, solunumu artırmaya yarayan kan damarı açısından zengin deri uzantılarıdır.
14– Yunuslar uyurken beyinlerinin sadece yarısını dinlendirir. Bu sayede hem nefes almak için yüzeye çıkabilir hem de çevrelerine karşı tetikte kalabilirler.
15– Dolly adlı koyun, 1996 yılında klonlanan ilk memeli oldu. Bu gelişme, bilim dünyasında büyük bir dönüm noktası yarattı ve modern kök hücre terapilerinin temelini oluşturdu.
16– Büyük beyaz köpekbalıklarının dişleri sürekli yenilenir. Bu güçlü yırtıcılar, yaşamları boyunca binlerce diş üretir; aşınan veya düşen dişlerin yerini çenede arkadan öne doğru ilerleyen yeni dişler alır.
17– Çitalar, aslan, kaplan, leopar ve jaguarın aksine kükreyemez. Bunun nedeni, ses yapılarının büyük kedilerden çok küçük kedilere benzemesidir. Bu yapı, çitaların mırıldanmasına izin verirken kükremelerini engeller.
18– İnsanlar dışında “uyuşturucu etkisi” yaşayan hayvanlar da vardır. Yunusların, zehirli balon balıklarıyla etkileşime girerek kısa süreli sersemletici bir etki yaşadığı gözlemlenmiştir.
19– İç taipan (Batı taipanı olarak da bilinir), dünyanın en zehirli yılanı kabul edilir. Son derece güçlü zehri, tek bir ısırıkta çok sayıda yetişkin insanı öldürebilecek potansiyele sahiptir ve bu özelliğiyle dünyanın en tehlikeli hayvanları arasında yer alır.
20– Flamingolar yalnızca dıştan değil, içten de pembedir. Algler, kabuklular ve mikroskobik bitkilerden aldıkları karotenoid pigmentler vücutlarında birikir. Bu pigmentler tüylerin yanı sıra deri, kan ve hatta yumurta sarısına kadar yayılır.
21– Boynuzlu kertenkele, kendini savunmak için gözlerinden zehirli kan fışkırtabilen sıra dışı bir hayvandır. Bu kan, yediği zehirli karıncalardan aldığı toksinleri içerir ve vücut uzunluğunun birkaç katı uzağa kadar ulaşabilir.
22– Mayıs böceği, dünyanın en kısa ömürlü hayvanlarından biridir. Kanatlı yetişkinlik dönemleri yalnızca birkaç saatten birkaç güne kadar sürer.
23– Kırlangıçlar, hayatlarının büyük bölümünü uçarak geçirir. Uçarken beslenir, su içer, çiftleşir ve hatta havada uyuyabilirler; bazıları neredeyse bir yıl boyunca yere hiç konmaz.
24– Fil yavruları rahatlamak için hortumlarını emer. Güçlü emme refleksi nedeniyle, beslenmedikleri zamanlarda hortum emmek onlara güven ve rahatlık hissi verir. Bu davranış özellikle yavrularda görülse de, stresli anlarda yetişkin filler tarafından da yapılabilir.
25– Bir pire, vücut uzunluğunun yaklaşık 200 katı mesafeye zıplayabilir. Bu olağanüstü sıçrama gücü kaslardan değil, göğüs bölgesinde depolanan ve yay gibi çalışan resilin adlı özel bir proteinden gelir.
26– Şimdiye kadar yaşamış en büyük böcek, kanat açıklığı 75 cm’yi aşan tarih öncesi dev bir yusufçuktu. Bu dev böcekler, dinozorlardan çok önce yaşamış ve gökyüzünün hâkimi olmuştur.
27– Kahraman sivri fare, sıra dışı iskeleti sayesinde inanılmaz derecede dayanıklıdır. Özellikle bel bölgesindeki 10–11 omur, yoğun çıkıntı ve kemik yapılarıyla omurgasını kendi boyutundaki memelilere göre yaklaşık dört kat daha sağlam hâle getirir. Avrasya sivri faresi →
28– Uzay uçuşunun ilk öncüleri ne yazık ki hayvanlardı. Primatlar, fareler, balıklar ve köpekler uzaya gönderildi ve bu görevlerin birçoğunda hayatlarını kaybettiler.
29– Kediler ilk kez yaklaşık 4.000 yıl önce Antik Mısır’da evcilleştirildi. Başta kemirgenleri ve zehirli yılanları avladıkları için değer görseler de, mezar resimleri onların aynı zamanda evcil hayvan olarak aile yaşamının bir parçası olduğunu gösteriyor.
30– Tahminlere göre dünyada milyonlarca böcek türü yaşamaktadır ve bilim tarafından tanımlanan hayvan türlerinin yarısından fazlasını böcekler oluşturur.
31– Kopalalar hayvanlar aleminin en çok uyuyan canlılarıdır. Günde ortalama 20–22 saat uyurlar ve zamanlarının büyük kısmını dinlenerek geçirirler.
32– Kori toy kuşu, dünyanın en ağır uçabilen kuşudur. 11 ila 19 kilo ağırlığındaki bu kuş, çok enerji harcadığı için genellikle yalnızca mecbur kaldığında uçar.
33– Şimdiye kadar yaşamış en ağır hayvan, Perucetus colossus adlı antik bir balinadır. Yaklaşık 39 milyon yıl önce yaşayan bu türün, yoğun kemikleri nedeniyle 85 ile 340 ton arasında bir vücut ağırlığına sahip olduğu düşünülmektedir.
34– Zehirli kuşlar gerçekten vardır. Kapüşonlu pitohui ve mavi başlı ifrita gibi türler, bilim insanları tarafından zehirli olduğu doğrulanan son büyük omurgalı grubu oluşturur. Yerel halk ise uzun süredir bazı kuşların tadının kötü olduğunu ve elle tutulduğunda uyuşmaya neden olduğunu biliyordu. Ornitologlar, daha fazla zehirli kuş türü olabileceğini düşünüyor.
35– Grönland köpekbalıkları, yeryüzünde bilinen en uzun ömürlü omurgalılardır. Bazı bireylerin 400 yıldan fazla yaşayabildiği düşünülmektedir.
36– Kutu denizanası, dünyanın en zehirli hayvanlarından biri olarak kabul edilir. Dokunaçlarındaki güçlü toksinler kalbi, sinir sistemini ve deri hücrelerini etkileyerek onu okyanustaki en ölümcül canlılardan biri hâline getirir.
37– Bazı albatros türlerinde dişiler, erkeklerin az olduğu durumlarda birbirleriyle eşleşir. Hawaii’deki Laysan albatroslarında görülen bu davranışta, dişi çiftler yavruları birlikte büyütür ve üreme için başka bir erkekten sperm desteği alır. Albatros kuşu →
38– Şimdiye kadar yaşamış en büyük yılan olan Titanoboa, yaklaşık 12–14 metre uzunluğundaydı. Paleosen döneminde yaşayan bu dev yılanın, avını boğarak öldüren bir pusu avcısı olduğu düşünülüyor. Yeryüzünün çarpıcı ve korkunç canlıları yılanlar →
39– Katil balinalar, büyük beyaz köpekbalıklarına saldırmak için iş birliği yapar. Her iki tür de nadiren birbirine saldıran en üst düzey yırtıcılardır, ancak araştırmalar ve video kayıtları, katil balinaların tüm deniz yırtıcıları arasında en üstün olduğunu ve beyaz köpekbalıklarının bunun farkında olduğunu göstermektedir.
40– Dünyanın en güçlü kuşu hangisidir? Kartallar veya devekuşları akla gelse de, ağırlığa göre en güçlü kuş unvanı kara taşkuşuna aittir.
41– Dünyanın en küçük kedileri 35 cm civarındadır. Bu unvan, Asya’nın pas lekeli kedisi (Prionailurus rubiginosus) ile Afrika’nın kara ayaklı kedisi (Felis nigripes) arasında paylaşılmaktadır.
42– Dik tepeli penguenler ilginç bir şekilde “bir buçuk” yumurta bırakır. Bu türde ilk yumurta, ikinci yumurtanın yaklaşık yarısı büyüklüğündedir ve ebeveynler tarafından kuluçkaya yatırılmaz; bu nedenle asla çatlamaz.
43– Kangurular, arka bacaklarındaki büyük ve esnek tendonlar sayesinde kolayca zıplayabilir. Bu tendonlar yay gibi çalışarak enerjiyi depolar ve her sıçrayışta tekrar kullanır; bu da onları insanlardan çok daha verimli kılar. Kanguruya benzeyen keseli hayvanlar →
44– Eşekler, atlar gibi su geçirmez bir kürke sahip değildir. Kürklerinde daha az yağ bulunduğu için yağmuru daha zor uzaklaştırırlar. Bunun nedeni, sıcak ve kurak bölgelerde yaşayan Afrika yaban eşeğinden evrimleşmiş olmalarıdır.
45– İneklerin dört midesi olduğu yaygın bir inanıştır, ancak bu doğru değildir. Aslında ineklerin tek bir midesi vardır ve bu mide işkembe, retikulum, omasum ve abomasum olmak üzere dört bölümden oluşur.
46– Sinek kuşları, geriye doğru uçabilen tek kuşlardır. Bu özellik, nektarla beslenirken çiçekler arasında rahatça manevra yapmalarını sağlar.
47– Ahtapotların üç kalbi vardır. İki kalp solungaçlara kan pompalar, üçüncü kalp ise kanı vücudun geri kalanına dağıtır.
48– Tardigradlar (su ayıları), dünyanın en dayanıklı canlıları arasında yer alır. Bu mikroskobik canlılar uzun süre susuz kalmaya, yoğun radyasyona, vakuma ve aşırı çevre koşullarına dayanabilir. Bazı türleri kısa süreliğine yaklaşık 150°C sıcaklığa ve -200°C’ye yakın soğuklara dayanabilmiştir. Bu olağanüstü dayanıklılıkları sayesinde, Dünya üzerindeki en dirençli canlılardan biri olarak kabul edilirler.
49– Costasiella (yaprak koyunu deniz salyangozu), gerçekten de fotosentez yapabilen nadir hayvanlardan biridir. Deniz yosunlarıyla beslenirken, bitki hücrelerindeki kloroplastları tamamen sindirmez. Bunun yerine bu kloroplastları ayırarak kendi vücut dokularına yerleştirir. Bu olaya kleptoplasti denir.
50– Bazı sürüngenlerde cinsiyet, genlerle değil kuluçka sıcaklığıyla belirlenir. Sakallı ejderlerde ise daha da ilginç bir durum vardır: Genetik olarak erkek olan bireyler, 32°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda gelişirse tamamen işlevsel dişilere dönüşebilir.
51– Uçabilen bir kurbağa gerçekten vardır. Wallace uçan kurbağası, geniş perdeli ayakları sayesinde ağaçtan ağaca süzülür, inişini kontrol eder ve havada yön değiştirebilir.
52– Erkek denizatları doğum yapar. Denizatlarında alışılmışın dışında bir üreme sistemi vardır. Döllenmeden sonra yumurtalar, gelişimlerini sürdürmeleri için erkeğin kuluçka kesesine aktarılır. Burada oksijen ve koruma sağlayan erkek denizatı, yaklaşık 14 ila 28 gün süren gebeliğin ardından canlı yavruları dünyaya getirir.
53– Filler, türlerinden biri öldüğünde buna kayıtsız kalmaz ve üzüntüye benzer davranışlar sergiler. Ölü fillerin kemikleriyle ilgilendikleri, özellikle diş ve kafatasına dokundukları ve bazı durumlarda aynı bölgeye tekrar tekrar geldikleri gözlemlenmiştir. Bu davranışlar, filler arasında güçlü bir sosyal bağ ve farkındalık olduğunu göstermektedir.
54– Kutup sumrusu, dünyanın en uzun göç yolculuğunu yapan kuş türüdür. Kuzey yarımkürede üredikten sonra güney yarımküreye göç eder ve ardından tekrar geri döner. Uydu verileriyle izlenen bazı bireylerin, bir yıl içinde yaklaşık 97.000 kilometre yol kat ettiği tespit edilmiştir.
55– Salyangoz, çaldığı bu kloroplastlar sayesinde sınırlı bir süre fotosentez yapabilir ve güneş ışığından enerji üretir. Ancak kloroplastları kendisi üretmez ve bu yetenek kalıcı değildir; zamanla tekrar yosunla beslenmesi gerekir.
56– Kutup sincabı, dondurucu soğuklarda hayatta kalabilen tek memelidir. Sekiz aylık kış uykusunda vücut ısısı -2,9°C’ye düşer ve vücudundaki sıvıların donmasını engelleyerek hayatta kalır.
57– Doğada şaşırtıcı derecede fazla sayıda şeffaf hayvan bulunur. Görünmezliğe yakın bu özellik, avcılardan saklanmanın en yaratıcı yollarından biridir. Işığı içlerinden geçirerek ve vücut hatlarını belirsizleştirerek çevreyle bütünleşir, böylece fark edilmeden hayatta kalma şanslarını artırırlar.
58– Birçok hayvan, aslanlar gibi büyük yırtıcılardan bile daha çok insanlardan korkar. Yapılan araştırmalar, dünya genelindeki vahşi yaşamın; aslan, leopar, ayı ve kurt gibi güçlü avcılardan ziyade insanı bir “süper yırtıcı” olarak algıladığını ortaya koymaktadır.
59– Komodo ejderleri, erkek olmadan da üreyebilir. Partenogenez adı verilen bu yöntemde dişiler, döllenmeden yumurta bırakabilir. Ancak bu şekilde doğan yavrular genetik olarak sınırlıdır; türün sağlıklı şekilde devamı için normal çiftleşme gereklidir.
60– Hayvanlar alemindeki en güçlü koku alma yeteneklerinden biri yıldız burunlu köstebeğe aittir. Condylura cristata adlı bu köstebeğin dokunaçlı burnu tuhaf görünse de son derece etkilidir. Hatta su altında bile, güneş ışığı altındaki birçok hayvandan daha iyi koku alabildiği düşünülmektedir.
61– Vücut büyüklüğüne oranla en büyük gagaya sahip kuş, gösterişli gagası vücut yüzeyinin üçte birini kaplayan dev tukan kuşudur.
62– Brezilya, dünyanın en biyolojik çeşitliliğe sahip ülkesi olarak öne çıkar. Ülkedeki türler arasında kuşların %18’i, amfibilerin %14’ü, memelilerin %7’si, sürüngenlerin %14’ü, balıkların %12’si ve bitkilerin %13’ü bulunur.
63– Bilim insanları, balinaların harflere benzer bir iletişim sistemine sahip olabileceğini keşfetti. Nature Communications dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, ispermeçet balinalarının iletişimi insan diline benzeyen karmaşık yapılardan oluşuyor.
64– Uçan yılanlar, adından da anlaşılacağı gibi gerçekten uçar gibi süzülebilir. Yaklaşık 100 metre boyunca havada süzülebilen bu yılanlar, bilinen tek süzülebilen uzuvsuz omurgalı hayvanlardır.
65– İspanyol çizgili semender, kendini korumak için özel bir yöntem kullanır. Tehlike anında derisinden süt gibi zehirli bir sıvı salgılar ve bunu yırtıcıya yönlendirir.
66– Dünyanın en küçük vahşi köpeği olan çöl tilkisi, vücuduna oranla en büyük kulaklara sahip türdür. Küçük yapısına rağmen büyük kulakları sayesinde vücut ısısını dengeler, serin kalır ve kumun altındaki avlarını kolayca fark eder.
67– Asya palmiye misk kedisinin dışkısından elde edilen kahve çekirdekleriyle yapılan Kopi Luwak, dünyanın en egzotik kahvelerinden biridir. Misk kedisi kahve meyvesini yer, çekirdekleri sindiremez ve dışkıladığı çekirdekler toplanarak özel kahve olarak işlenir.
68– Avustralya’nın kasvetli ahtapotları, kişisel alanlarını korumak için komşularına nesneler fırlatır. Bilim insanı Peter Godfrey-Smith’e göre, erkeklerin dişileri rahatsız ettiği ve dişilerin onlara bir şeyler fırlattığı gözlemlenmiştir. Benzer şekilde, birbirleriyle boğuşan dişi ahtapotlar da bu davranışı kullanır.
69– Tarih öncesinin en büyük pengueni, bir sumo güreşçisi kadar ağırdı. Yaklaşık 60 milyon yıl önce Yeni Zelanda’nın Güney Adası’nda, özellikle Otago bölgesinde yaşamıştır.
70– Dünyanın en büyük kara memelisi göçü, Serengeti ve Masai Mara boyunca gerçekleşir ve yaklaşık 2 milyon gnu ile binlerce zebrayı kapsar.
71– Atlantik at nalı yengecinin mavi kanı, ilaç ve tıbbi ekipmanlardaki zararlı maddelerin tespit edilmesini sağlar. Bu özelliği sayesinde milyonlarca hayatın kurtulmasına katkıda bulunmuştur. Milyonlarca yılın gizemli canlısı: At nalı yengeci →
72– Balina köpekbalığı, 14 metreye kadar uzayabilen dünyanın en büyük yaşayan balığıdır. Uzun göçler yapar ve derin sulara dalabilen gizemli bir türdür. Balina köpek balığı →
73– Bazı semenderler, sırtlarını kamburlaştırıp kaburgalarını öne doğru çevirerek derilerini deler ve zehirli dikenler oluşturur. Bu savunma mekanizması, yaklaşan avcılara karşı etkili bir koruma sağlar. Semender nasıl bir hayvandır →
74– Bazı kuşlar, yuvalarındaki yumurta sayısını algılayabilir. Çoğu tür bunu kuluçka bölgesindeki dokunsal hislerle anlar, ancak bazı kuşların yumurtalarını görerek sayabildiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.
75– Tepeli fare, dünyanın en ölümcül faresi olarak bilinir. Zehirli olan bu kemirgen, bitki zehirlerini savunma mekanizması olarak kullanan tek memelidir.
76– Patagonya marası, hayvanlar aleminin en hızlı kemirgeni olarak bilinir. Arjantin ve Patagonya’ya özgü olan bu tür, tavşan benzeri kulakları, güçlü arka bacakları ve yüksek hızıyla kurak otlaklar ve çalılıklarda yaşamını sürdürür.
77– Çitalar saatte yaklaşık 120 km hıza ulaşabilen, dünyanın en hızlı kara hayvanlarıdır. Sadece yüksek hızlarıyla değil, inanılmaz ivmelenmeleriyle de dikkat çekerler. Yapılan araştırmalar, tek bir adımda hızlarını yaklaşık 10 km artırabildiklerini göstermektedir.
78– Bazı hayvanlar teorik olarak sonsuza kadar yaşayabilir. Ölümsüz denizanası olarak bilinen tür, yaşam döngüsünü tersine çevirme yeteneğine sahiptir. Yetişkin bir denizanası öldükten sonra bile hücreleri yeniden polip evresine dönebilir. Bu durum, bir kelebeğin tekrar tırtıla dönüşmesine benzetilebilir. Elbette bu canlılar da avlanma veya hastalık nedeniyle ölebilir, ancak yenilenme yetenekleri onları oldukça dayanıklı kılar.
79– Bazı balık türleri, avcılardan korunmak için vücutlarını normal boyutlarının iki katına kadar şişirebilir. Bu savunma yönteminin en bilinen örneği balon balığıdır. Bunun yanı sıra şişkin köpekbalığı gibi benzer özellik gösteren başka türler de bulunmaktadır.
80– Zürafaların uzun boyunları, yalnızca yüksek dallardaki yapraklara ulaşmak için değil, kavga ve üstünlük mücadelelerinde de kullanılır. Erkek zürafalar, boyunlarını bir sopa gibi sallayarak rakiplerine darbe vurur ve güçlerini artırır.
81– Cinsiyet değiştirebilen hayvanlar gerçekten vardır. Bazı türler, üreme başarısını artırmak için erkekten dişiye ya da dişiden erkeğe dönüşebilir. Bu özellik; türün fiziksel yapısına ve sosyal ortamına bağlıdır. Sakallı ejderha, palyaço balığı, yeşil kurbağalar ve mavi başlı yılan balığı bu canlılara örnektir.
82– Turuncu kedilerin büyük çoğunluğu erkektir. Çünkü turuncu tüyler, X kromozomundaki özel bir genle ilgilidir; dişi kedilerin turuncu olabilmesi için her iki X kromozomunda da bu genin bulunması gerekir.
83– Papağan balığı, geceleri kendini korumak için vücudunu tamamen saran sümüksü bir mukus tabakası oluşturur. Yaklaşık 30 dakika içinde oluşan bu kese, balığın avcılardan korunarak dinlenmesini sağlar.
84– Bazı balıklar yürüyebilir; yürüyen köpekbalığı bunun bilinen örneklerinden biridir. Ancak Tayland yağmur ormanlarında yaşayan mağara melek balıkları daha da ilginçtir. Pelvik yüzgeçleri ile omurgaları arasındaki kemik bağlantı sayesinde, güçlü kaslarını kullanarak mağaralarda ve hatta şelalelerde semender gibi yürüyebilirler.
85– Su üzerinde yürüyebilen kuşlar da vardır; bunların en ünlüsü jakana kuşlarıdır. Uzun parmakları vücut ağırlıklarını geniş bir alana yayarak nilüfer yaprakları gibi yüzen bitkiler üzerinde batmadan yürümelerini sağlar. Bu özellikleri nedeniyle “nilüfer ayaklılar” olarak da bilinirler.
86– Bazı hayvanlar adeta kurşun geçirmez gibidir. Osteoderm adı verilen kemik plakalarla kaplı zırhlı vücut yapıları, gelen mermileri saptırabilecek kadar dayanıklı olabilir.
87– Dünyanın en büyük kelebeği, kanat açıklığı yaklaşık 28 cm’ye ulaşan dişi Kraliçe Alexandra kuş kanatlı kelebeğidir (Ornithoptera alexandrae). Bu tür o kadar büyüktür ki, keşfedilen ilk örneği av tüfeğiyle vurularak elde edilmiştir.
88– Kunduzlar barajların içinde yaşamaz. Barajlar, yuvalarını korumak için su seviyesini yükselten bir savunma yapısıdır. Asıl yaşam alanları, girişi suyun altında kalan ve gizli tünellerle ulaşılan yuvalardır. Kunduz nasıl bir hayvan →
89– Yarasalar kör değildir ve çoğu tür oldukça iyi görür. “Yarasalar kördür” inanışı, gece yön bulmak için ekolokasyon adı verilen ses dalgalarını kullanmalarından kaynaklanır.
90– Vücut büyüklüğüne oranla en uzun gagaya sahip kuş, kılıç gagalı sinek kuşudur. Yaklaşık 12 cm uzunluğa ulaşabilen gagası, vücudundan daha uzundur ve bu sayede diğer sinek kuşlarının erişemediği uzun ve ince çiçeklerden nektar toplayabilir.
91– Deniz yıldızlarının belirgin bir gövdesi yoktur; vücutları uzantılardan oluşur. Bu uzantılar, hareket, beslenme ve çevreyle etkileşim gibi pek çok işlevi bir arada yerine getirebilen son derece çok yönlü yapılardır.
92– Sadece boyut açısından bakıldığında, en büyük testislere sahip hayvan unvanı, testisleri yaklaşık 1.000 kg ağırlığında olan bir balina türüne aittir. Ancak orantısal olarak değerlendirildiğinde bu rekor, testisleri vücut kütlesinin yaklaşık %14’ünü oluşturan yumrulu çekirgeye aittir. Bir insanın vücut ağırlığının %14’ünün bu şekilde olduğunu düşünmek bile oldukça şaşırtıcıdır.
93– Dünyanın en gürültülü kuşu erkek beyaz çan kuşudur. Çıkardığı ses, istasyona yaklaşan hızlı bir trenin çift tonlu kornasını andıracak kadar yüksek ve kulak tırmalayıcıdır.
94– Kuşlar idrar yapmaz. Uçmaya uyum sağladıkları için mümkün olduğunca hafif kalmaları gerekir. Bu nedenle atık maddeleri idrar ve dışkı olarak ayrı ayrı değil, kloaka adı verilen tek bir açıklıktan birlikte dışarı atarlar. Devekuşu hariç çoğu kuşta mesane ve üretral açıklık bulunmaz.
95– Tembel hayvanlar haftada yalnızca bir kez dışkılar. Aslında yere inmelerinin iki temel sebebi vardır: Beş ila yedi günde bir dışkılamak ve idrar yapmak ya da ağaç tepelerinde ilerleyebilecekleri bağlantılı dallar bulunmadığında hareket etmek zorunda kalmaları.
96– Bazı hayvanlar kaybettikleri uzuvları, organları ve hatta vücutlarının büyük bölümlerini yeniden oluşturma yeteneğine sahiptir. Bu özellik yalnızca yaraları onarmakla sınırlı değildir; bazı canlılar tehlike anında uzuvlarını bilinçli olarak bırakabilir. Bu duruma “ototomi” adı verilir.
97– Elektrikli yılan balığı, yaklaşık 600 voltluk ve 1 amperlik bir elektrik şoku üretebilir. Bu seviye teorik olarak bir insanı öldürebilecek güçtedir, ancak bu durum nadiren gerçekleşir. Elektriği, vücudunda bulunan ve pil dizileri gibi çalışan üç ayrı organdaki özel hücreler sayesinde üretir.
98- Deniz atları, yeryüzünde erkekleri doğum yapan tek canlı olmalarıyla bilinir. Ayrıca, yaşamları boyunca sadece bir eşe sahip olurlar.
99- Kunduzların dişleri sürekli büyür ve doğal olarak aşınmaları gerekir. Bu yüzden, dişlerini kontrol altında tutmak için sık sık ağaç gövdelerine ve dallara çiğneme davranışı sergilerler.
100- Kar leoparlarının bacakları son derece güçlüdür ve tek bir sıçrayışla yaklaşık 15 metre ileri atlayabilirler. Bu özellik, onları hem avlanmada hem de zorlu dağlık arazilerde ustaca hareket edebilen çevik yırtıcılar haline getirir.
101– Karıncaların pek çok dikkat çekici özelliği vardır; ancak ateş karıncaları, su altında uzun süre hayatta kalabilme yetenekleriyle öne çıkar. Bu karınca türü, uygun koşullar altında yaklaşık iki haftaya kadar suya dayanıklılık gösterebilir.
102– Mavi balina, diliyle bile küçük bir filin ağırlığını aşabilecek kadar devasa derecede büyük canlılardır.
103– Bazı erkek maymun türleri, yaş ilerledikçe insanlardakine benzer bir kelleşme süreci yaşayabilir.
104- Köpek balıkları, son derece gelişmiş koku alma yetenekleriyle tanınır. Bir damla kanı, çok geniş bir su hacmi içinde bile algılayabilir ve uygun koşullarda kilometrelerce uzaklıktan bu kokuyu hissedebilirler.
105– Alouatta maymunları, çıkardıkları son derece güçlü seslerle bilinir. Bu çığlıklar, uygun koşullarda yaklaşık 5 kilometre uzaklıktan bile duyulabilir.
